sıradan bir adamım. bu bile herşeyi açıklar.
29 Ocak 2013 Salı
uykusuz
kentin en işlek caddesinde, eski bir apartman dairesinde yaşıyoruz. yaşlı annem, daha yaşlı babam ve onlara yetişmek için hızla yaşlanan ben. erkenden yataklarına giriyorlar, erkenden ve hemen uykuya dalarak. çok mu yorgunlar, çok mu koşturdular? kaç yıl daha yorulacaklar? ben de yatağıma giriyorum, ama sonra tuhaf bir suçluluk duygusuyla, telaş içinde çıkıyorum yataktan. hemen bir kitap okuyorum, notlar alıyorum, güzel bir müzik açıyorum, kısık, onların tatlı uykularını bölmeyecek kadar kısık. üst katta yeni evli çiftin tıkırtılarını duyuyorum. yeni doğmıuş bebekleri ağlıyor, telaşlı olmalılar, nasıl büyüteceklerini düşünüyorlar o tuhaf ve şirin canlıyı? nasıl büyütecekler, nasıl anlatacaklar dünyayı, nasıl tutunacaklar hep birlikte? kitap bitiyor, müzik susuyor, üst kattaki bebek yavaşça sakinleşiyor, çöp kamyonları günün pisliklerini alıp götürüyor, evlerine geç kalmış son adamlar da sokaktan geçiyorlar, polis hırsızları enseliyor, bazı barlarda son içkiler içiliyor, bazı son sözler söyleniyor, son yorgun öpücükler, nazik ve biraz bıkkın, dudaklara damlıyor, en son ben kalıyorum. boşlukta,sanki odam bir kuş kafesi gibi, tavana asılı, telaşlıyım, uykusuzum, huzursuzca kıpırdanıyorum. birşey bekliyorum, odamın kapısı aralansın, ürkek ve yabancı, bir dudak kıpırtısı, bir bakış.. kal demek istiyorum ona, ama çok değil, biraz teselli olayım, sonra, ben de uyuyana kadar, gözlerimi yumana kadar. ardından kapımı usulca ört, yaşlı annemle babamın yorganlarını düzelt, sonra kendini boş caddelere bırak. ama bekle, ben de uyuyana kadar..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)